Sitemizde bulunan ‘Fıkralar’ izle, seyret, indir, oku
Helbet
Perşembe, Ekim 2, 2008 5:10 5 Comments Gürcükapıda sıra sıra müşteri bekleyen faytonlardan birine kibar bir adam yanaşarak faytoncuya; Binebilir miyim ? diye sorar. Faytoncu ;
Devamı için tıkla »
Hakem
Pazar, Eylül 28, 2008 17:02 1 CommentAdamın biri ölüp cennetin kapısına dayandığında, cennetin baş meleği durdurur onu. İçeri almadan önce sorularıma cevap vermelisin? Hayatın boyunca tam anlamıyla iyi bir iş yaptın mı, bakalım? Adamcağız uzun uzun düşünür, hafızasını zorlar, ama ne yazık ki yaptığı iyi bir şeyi hatırlayamaz. Melek tekrar sorar. Devamı için tıkla »
Gaynımgile gidirem
Pazar, Eylül 28, 2008 14:47 1 CommentErzurum”daTrafik lambaları şehre yeni konulmuş.Trafik polisi kırmızı ışıkta geçen Teyzeye çıkışıyor “ Teyze teyze dur nereye gidiyorsun?
Devamı için tıkla »
Ne yer ne içer?
Perşembe, Aralık 20, 2007 19:50 Yorum yokNasrettin Hoca, bir köyde vaaz veriyormuş. Laf arasında Hazreti İsa nin göğün dördüncü katında olduğunu söylemiş…
Vaazdan sonra, bir kadın Hoca ya yanaşmış :
-Hazreti İsa, orada ne yer, ne içer ?, demiş.
Hoca nin tepesi atmış :
-Ey hatun, köyünüze geleli şunca zaman oldu, benim ne yiyip, içtiğimi sormazsın da, Allah ın peygamberini sorarsın!
Tesbih
Perşembe, Aralık 20, 2007 19:50 1 CommentBir gun Hoca, yol ustu bir hana inmis. Nuh Nebi den mi kalmis, Kaalubela dan mi? Her ne ise.. Her tarafi delik desik olmus; adeta cokmeye bir basi kalmis. Hoca nin yuregine bir korkudur dusmus ama, ne desin? Nihayet bir soz arasinda:
“Yahu, bu senin tavan da ne kadar gicirdiyor be, besik mi mubarek!” diyecek olmus ama, hanci baba hic orali olmamis; sozu sakaya bogarak;
“Agzini hayra ac Hoca, bu gicirti besik gicirtisi degil; tavan tahtalari Hak ka tesbih cekiyor!” demis.
Hoca nin kozu kullenirmi? Gozlerini hancinin gozune dikerek;
“Peki ama, demis; ya bu tavan boyle tesbih ceke ceke aska gelip de secdeye kapanirsa, bizim halimiz nice olacak!”
Erkekler
Perşembe, Aralık 20, 2007 19:50 Yorum yokHoca bir gün camide vaaz veriyormuş hepte erkeklerin humarcı olduklarını, içkici olduklarını, yoldan çıkmış olduklarını falan anlatıyormuş. Oturanlardan birisi de:
- “Ya hoca bunların hepsini biz yapıyoruzda kadınların hiç bir suçu yok mu?”
demiş. Hoca kızgın:
- “Duruuun sayfayı çevireyim onlarında a…na koyacam”
demiş.
Kırk Akçelik Balta
Perşembe, Aralık 20, 2007 19:50 Yorum yokNasreddin Hoca evine sık, sık ciğer getirdiği halde bir türlü onları yemek kendisine nasip olmaz. Her seferinde hanımı :
- Kahrolası kedi ciğeri yedi.
- Hınzır hayvan ciğeri yemiş.
- Canı çıkasıca sarman kedi ciğeri aşırmış, diye bahaneler uyduruyormuş.
Bir gün dayanamamış Hoca. Hemen bir kenarda duran baltayı kapıp, mutfak dolabına yerleştirmiş. Hanımı:
- Ne yapıyorsun Hoca demiş, baltanın dolapta işi ne? Hoca cevap vermiş:
- Hanım hanım, sen bizim kediyi hâlâ tanıyamamışsın. Üç akçelik ciğere tenezzül eden hayvan kırk akçelik baltayı bırakır mı sanıyorsun?.
Zıkkımın Kökünü Yer
Perşembe, Aralık 20, 2007 19:50 Yorum yokHoca o aralar paraya sıkışmıştır. Bir vatandaş gelip hoca ya: “şeytan nerede yaşar” diye sormuş. Hoca cevabı bilmez ama vatandaşı cevapsız bırakmamak için soruyu cevaplar. Adam giderek Hocayı soru yağmuruna tutmuş ve sonunda hoca ya: “hocam peki şeytan ne yer” diye sorar. Hoca da: “eğer benim gibi parası yoksa zıkkımın kökünü yer” demiş.
Eşeğe Yazık Olur
Perşembe, Aralık 20, 2007 19:50 Yorum yokNasreddin Hoca hayvanlarına ağır yükler yükleyip onlara eziyet eden köylülerine iyi bir ders vermek istemiş. Bir gün eşeğine binerek köy meydanında dolaşmaya başlamış. İşin garibi dolu bir çuvalı da sırtına vurmuş, öyle geziyor. Şaşırıp sormuşlar :
- Yahu Hoca Efendi, hem eşeğin üzerindesin, hem çuvalı sırtında taşıyorsun. Nasıl bir iş bu ?
Hoca cevabı yetiştirmiş hemen :
- Zavallı hayvan, demiş. Zaten gece gündüz demeden hizmet ediyor bana. Sırtına bindiriyor, yüklerimi taşıyor, değirmeni çeviriyor. Bu kadar hizmetlerinden sonra dolu çuvalı da ona yüklemek istemedim. Bu yüzden ben vurdum sırtıma.
10 Sene Öncesi
Perşembe, Aralık 20, 2007 19:49 Yorum yokHoca ya yaşını sorarlar, “Kırk” diye yanıtlar, “Tam kırk!”
On sene sonra aynı soruyu yine “Kırk” diye yanıtlayınca:
“E hocam, on yıl önce de kırk yaşında olduğunu söylemiştin” demişler. Hoca hiç bozmadan:
“Evladım, ne bileyim on sene öncesini!” diye yanıtlar.


