Sitemizde bulunan ‘Fıkralar’ izle, seyret, indir, oku
Penguen
Perşembe, Aralık 20, 2007 19:47 Yorum yokSamsunlu hemşerim,arabasıyla Trabzona giderken,Ordu-Giresun arasındaki kumsalda,iki Karadeniz uşağının Şarloya benzeyen garip bir yaratığı kanatlarından tutup gezdirdiklerini görmüş. Merakla koşup yanlarına varmış.
-Ha uşaklar,n aparsınız?
-Deryadan çıkan bu garibanı oyalıyoruz.
-Buna penguen kuşu derler,kutuplarda yaşar,onun dilini bizler pek bilmeyiz. İyisi mi siz onu Hayvanat Bahçesine götürün,der uzaklaşır.
Ertesi gün Samsuna dönen hemşerim, kumsalın önünden geçerken ne görsün? Bizim uşaklar kuşu yine kanatlarından tutmuş, kumsalda dolaştırıyorlar. Arabasını park edip yanlarına varmış,çıkışır olmuş.
-Yahu arkadaşlar,ben kuşu Hayvanat Bahçesine ürün demedim mi?
-Dedin. Bizde **ürdük abi. Bu akşamda da açık hava sinemasına **üreceğiz. Hayatından memnun. Hiç sesini çıkarmıyor. maşallah!.
Kusur Çömlekte
Perşembe, Aralık 20, 2007 19:47 Yorum yokHocanın bir gün subaşıya işi düşer. Adam haraç ve rüşvet yiyen birisidir. Hoca fakir, ne yapsın. Bir çömleğe toprak doldurur ve üstüne bal sıvar. Gitmiş işini görmüş, ilamını almış, memnun. Ertesi gün kapısında bir adam bitmiş:
- “Hoca demiş, subaşı ilamda bir kusur etmiş. Geri istiyor…”
Hoca yutar mı:
- “Kusura bakmasın evlat”, demiş. “Kusur ilamda değil çömlekteydi.”
O Bizden Daha Kirli
Perşembe, Aralık 20, 2007 19:47 Yorum yokHoca bir gün göl kenarında karısıyla birlikte çamaşır yıkamaya gider.
Tam işe başlayacakları sırada bir karga gelir ve sabunu kaptığı gibi havalanır.
Karısı, �Yetiş efendi sabunu kuş kaptı� dediyse de Hoca kılını bile kıpırdatmaz. �Telaşlanma karıcığım,� der �Baksana simsiyah olmuş zavallı, o bizden daha kirli, varsın temizlensin.�
Yemeğin Buğusuna Akçenin Sesi
Perşembe, Aralık 20, 2007 19:46 Yorum yokNasreddin Hoca Akşehir de kadılık vazifesini yürütürken karşısına iki adam çıkmış. Birisi öteden beri cimriliği ile tanınmış bir aşçı, diğeri de boynu bükük bir fakir. Aşçı sözü almış :
- Hocam demiş, ben bu adamdan davacıyım. Dükkanın önünde fasulye pişiriyordum. Tencerenin kenarından buğusu çıkıyordu yemeğin. Bu adam elinde somunla geldi. Kopardığı lokmaları yemeğin buğusuna tutup başladı atıştırmaya. Nihayet koca bir ekmeği bitirdi. Ondan fasulye buğusunun parasını istedim, vermedi.
Nasreddin Hoca anlatılanları dikkatlice dinledikten sonra fakire dönüp :
- Doğru mu bunlar ? diye sormuş.
- Evet, demiş fakir adam.
- Öyleyse para kesesini çıkar bakalım.
Zavallı fakir kadı efendiye karşı gelememiş. İçinde üç beş akçe bulunan para kesesini Hoca ya uzatmış. Bu sefer aşçıyı çağırmış yanına. Keseyi kulağına yaklaştırarak şıngırdatmaya başlamış. Sonra da :
- Haydi demiş aldın işte alacağını. Aşçı :
- Nasıl olur ? diye şaşkınlığını belli etmiş. Paramı vermediniz henüz. Hoca cevap vermiş :
- Fazla uzatma, yemeğin buğusunu satan akçenin de sesini alır elbet !
Nezleyimde…
Perşembe, Aralık 20, 2007 19:46 Yorum yokTimurlenk, Akşehir de karargah kurulunca şehir halkı adına Nasrettin Hoca ile eşraftan iki zat hatır sormaya gittiler. Kahveler içilip sohbet edildikten sonra, Timur sormuş :
- Karargahımı nasıl buldunuz?
Beylerden biri cevap vermiş :
- Çok güzel ama fena bir koku var!
Timur fena halde kızmış, yanındakilere ” Alın şu adamı, boynunu vurun” demiş ve öteki beye dönmüş :
- Koku var mı?
Adam korkusundan :
- Ne münasebet efendimiz, misk-ü amber kokuyor, deyince Timur gene kızmış :
- Neresi misk kokuyor dalkavuk herif! Alın şununda boynunu vurun!
Sonra aynı soruyu Hoca ya sormuş. Hoca bakmış pabuç pahalı yapıştırmış cevabını :
- Vallahi hükümdarım ne diyeyim, nezleyim burnum koku almıyor.
Konya İle Akşehir Havası
Perşembe, Aralık 20, 2007 19:46 Yorum yokBir gün,nasrettin hoca,konya ya gitmiş.
Camide vaaz verirken:
-ey müslümanlar demiş,sizin kentinizin havasıyla bizim akşehir in havası birdir.
Vaazı dinleyenlerden biri:
-nereden biliyorsun hoca m?diye sormuş.
Nasrettin hoca:
-akşehir de ne kadar yıldız varsa,konya da da o kadar var, yanıtını vermiş.
Boş Ver Yenisini Alırız
Perşembe, Aralık 20, 2007 19:46 Yorum yokBir gün hoca eve yorgun gelir. Karısına:
- yemek hazırlada yiyelim
der.Yedikten sonra yatarlar. O gece eve üç hırsız girer,tabakları çalarlar karısı:
- hoca hoca tabakları çalıyorlar
der.Hoca:
- boş ver yenisini alırız
der.İkinci gün koltukları çalarlar.Karısı:
- hoca hoca koltukları çalıyorlar
der.Hoca:
- boş ver yenisini alırız
der.Üçüncü gece karısını çalarlar.Karısı:
- hoca hoca beni çalıyorlar
der.Hoca:
- boş ver yenisini alırız
der.
Düşünen Hindi
Perşembe, Aralık 20, 2007 19:46 Yorum yokKüçük bir papağanın onbeş altına satıldığını gören Nasreddin Hoca, bir koşuda evine gidip kümesteki hindisini tutmuş. Apar topar pazara götürüp başlamış bağırmaya :
- Satılık hindii…. Satılık hindii…. Yirmi altına satılık hindi !
Şaşırmış pazardakiler.
- Yahu hocam demişler. Bir hindinin yirmi altın ettiği nerde görülmüş.
- Ne olmuş diye çıkışmış Hoca. Demin bir kuşu onbeş altına sattılar.
- Ama o papağandı demişler. Tıpkı insan gibi konuşuyor o.
- Olsun demiş Nasreddin Hoca. O konuşuyorsa bu da düşünür !
On akçelik peştemal
Perşembe, Aralık 20, 2007 19:46 Yorum yokTimur bir gun yanina Hoca yi da alarak Aksehir in Meydan Hamamina gider. Soyunup pestemallara sarinip sicak bolume gecerler. Gobek tasinda oturup bir yandan sohbet ederken bir taraftan terlerler. Derken Timur Hoca ya sorar.
-Hoca sen bir deryasin! kiymet bicmesini bilirsin. Su halimle ben kac para ederim?…
Hoca;
-On akce der.
Kendisine bu kadar az kiymet bicilmesi Timur u kuplere bindirir.
-Bre gafil sen bana nasil on akce ettigimi soylersin bu parayi sadece pestemal yapar! deyince
Nasreddin Hoca boynunu bukerek;
-Pestemali hesapa kattim zaten! der.
Halim Ne Olurdu?
Perşembe, Aralık 20, 2007 19:46 Yorum yokNasrettin Hoca bir gün köyden şehre giderken yorulmuş tarlanın kenarındaki Ceviz ağacının altında dinleneyim demiş.Şöyle bir etrafına bakınıp ağacın altına uzanmış. Ve şöyle düşünmüş:
“Ey Allah ım gücüne sual olmaz amma,incecik kabak sapında kocaman kabak var, koskocaman ağaçta küçücük ceviz var, bu nasıl iş”, deyip uykuya dalmış.
Ağaçtan bir ceviz hocanın kafasına düşüvermiş.Ve kafada ceviz büyüklüğünde bir şiş olmuş. Hoca hiddetle uyanmış ve:
“Yarabbi sen en iyisini bilirsin” demiş.
“Şimdi o kabak ağaçta olsaydı benim halim ne olurdu”

